Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2011 Pazar

Nostalji #2 Udinese - Juventus, 5 Mayıs 2002


Güzel bir Mayıs günüydü. Hava sıcak, güneşli ve baharın ilk adımı selamlıyor bizleri. Hıdırellez'i kutlamaya gidiyoruz ailecek ve ben o zaman 8. sınıfta (Eski tabirle orta 3. sınıf) olan aşırı futbol - Juventus delisi 14 yaşında bir çocuk olarak evden çıkmadan önce Eurosportnews kanalına son kez bakıyorum ve o gün oynanacak olan Serie A son hafta maçlarında lider Inter, Lazio karşısında berabere bile kalsa 13 yıl aradan sonra şampiyonluğunu ilan edecek. Takipçileri Juventus ile Roma ise alacağı galbiyet ile ile Inter'in puan kaybını bekleyecek.

İşin doğrusu hiç umudum yok. Ronaldo'lu, Recoba'lı, Vieri'li Inter'in son maçta da bir kayıp yaşamadan şampiyonluğunu ilan edeceği düşüncesiyle biraz da umutsuz bir şekilde ailemle birlikte çıktım evden. Güzel bir havada, çimlerin arasında koşuşturma ile geçen oldukça hoş bir Mayıs günü; bütün ailecek Hıdırellez'i kutladıktan sonra geldim eve.

Hemen (O dönem NTVSpor olmadığı için :) ) eve gelir gelmez Eurosportnews'i açtım. Aman tanrım o da ne, kanalın sağ tarafında sürekli bir şekilde Juventus ile ilgili bilgiler alıyor. Kulübün kaç yılında kurulduğu, stadı ve başarıları gibi bilgiler akıp geçiyor. Bir an nefesim kesildi sandım. Sonra alttan geçen skorlara göz gezdirmemle, 14 yaşın verdiği feveranlığın etkisiyle bir anda "OLEYYY!" diye bağırdım. Çünkü Inter, kendi evinde Lazio'ya 4-2 yenilmiş; Juventus ise Udinese'yi deplasmanda Del Piero ve Trezeguet'in golleriyle 2-0 yenerek 71 puanla Inter'in 2, Roma'nın da 1 puan önünde ligi şampiyon tamamlamıştı.


İşte bugün oldukça uzağında olsak da hatırladıkça yüzümüzde bir parça gülümsemeye ve hoş anıların gözümüzde yeniden canlanmasına yol açan o güne dair güzel görüntüler,

25 Mart 2011 Cuma

Çok Özlemişiz Be Abi


Ya dile kolay kaç sene olmuş böyle güzel bir kadroyu seyretmeyeli. Bu denli kaliteli futbolcuların bir arada olduğu bir maçı izlemeyeli. Neyden mi bahsediyorum? Messi ya da Cristiano Ronaldo'nun olduğu bir maçtan değil tabii ki. Ha yanlış anlaşılmasın, Messi ve Ronaldo'yu küçümsediğimden değil de günümüzde yıldız dendiğinde akla ilk onlar geldiği için bu şekilde bir ifade kullandım.

Efendim lafı fazla uzatmayalım. İki gün önce yani 23 Mart 2011 günü Torino Olimpiyat Stadı'nda çok güzel bir organizasyon ortaya kondu. Geliri SLE yani Sistemik Lupus Eritematozus hastaları için oluşturulan bir fona aktarılacak olan bir şöhretler karması maçı düzenlendi Juventus ile ezeli rakibi Torino arasında.

Kimler yoktu ki sahada. Zidane, Vialli, Padovano, Ravanelli, Toricelli, Vieri, Montero, Iuliano, Porrini, Nedved, Casiraghi, Porrini, Tacchinardi... Kulübedeki teknik patron koltuğunda kim mi vardı? Tabii ki de Marcello Lippi. Öyle özlemişiz ki bu denli kaliteli oyuncuların sahada yer aldığı bir Juventus takımını ve bu oyuncuların oynadığı bir maçı. Gözlerimizin pası silindi hakikatten.

Oldukça güzel ve dostluk duygularının had safhada olduğu bir atmosferde oynanan maç; Torino'dan Junior ile Lentini, Juventus'tan da Nedved ve Porrini'nin karşılıklı golleriyle 2-2 bitti. Gecenin sonunda SLE hastalarına destek fonu için toplam 223.000 Euro gelir elde edildi.

O güzel maçtan güzel görüntülerle veda edelim sizlere

4 Ocak 2010 Pazartesi

Nostalji #1 Juventus - Ajax 1995-1996


Herkese merhabalar. Artık ben de blogda bir nostalji köşesi yapmaya karar verdim ve bu köşede sizlerle paylaşacağım ilk maç, Juventus'un tarihinde geçirdiği en iyi sezonlardan birisi olan 1995-1996 sezonunda Şampiyonlar Ligi finalinde 22 Mayıs 1996'da karşılaştığı Ajax'la oynadığı unutulmaz final maçı. Malum Juventus halihazırda UEFA Avrupa Ligi 2. turunda Ajax'la eşleşmişken bu maçtan bahsetmek de daha bir anlam kazandı. O sezon Juventus altın çağını yaşıyordu ve kadrosunda harika oyuncuları vardı. Ravanelli, Vialli, Deschamps, Jugovic, Peruzzi, Ferrara, Toricelli, Conte, Di Livio, Pessoto ve o sezon yeni yeni vitrine çıkan Del Piero gibi yıldızları hem İtalyan futboluna hem de Avrupa futboluna damga vurmaktaydı. Juventus'un maç öncesi bir başka avantajı daha vardı. Maç İtalya'da Roma Olimpiyat Stadı'nda oynanacaktı ve Juventus kendi ülkesinde kendi seyircisi önünde kupayı kazanmaya bir adım daha yakındı. Maçın başlama düdüğünün çalmasıyla birlikte Juventus, dalga dalga Ajax kalesine gelmeye başladı. Özellikle de Ravanelli ve Del Piero oldukça istekli ve göze hoş gelen oyunlarıyla sürekli golü arıyordu ve dakikalar 12'yi gösterdiğinde Juventus golü buldu. Ani gelişen Juventus atağında Ajax ceza sahasının sağ tarafında topla buluşan Ravanelli, Van der Sar'a attığı klas çalımla birlikte sıfır noktasına yakın müthiş bir plase gönderdi ve topu iğne deliğinden geçirerek takımını 1-0 öne geçirdi. Attığı golde sonra daha organize ataklar geliştirmeye başlayan Juve, Deschamps'la bulduğu önemli bir pozisyonu değerlendirmezken 40. dakikada Ajax durumu eşitledi. Bu dakikada kazanılan serbest vuruşu kullanan Frank de Boer'in topunu tutamayıp elinden kaçıran kaleci Peruzzi ile karşı karşıya kalan Litmanen bu hatayı affetmeyerek durumu 1-1'e getirdi ve ilk yarı bu skorla sona erdi. İkinci yarıya da hızlı başlayan Juve, Del Piero ve Vialli ile bulduğu çok net pozisyonlardan yararlanamayınca maç 1-1 bitti ve uzatmalara gitti. Uzatma dakikalarında da her iki takım eşitliği bozamadı ve maçın 120 dakikası 1-1 bitti. Penaltılarda ilk vuruşu Ajax'lı Edgar Davids kullandı ve kullandığı penaltıyı kaleci Peruzzi iyi uzanarak kurtardı. Belki de bu durum Ajax'ı demoralize etti. Juventus'ta ise penaltıyı kullanmak için topun başına geçen isim şuan ki teknik direktörümüz Ciro Ferrara oldu ve atışı da gole çevirerek penaltılarda durumu 1-0 yaptı. Ajax'ta ikinci penaltıyı Litmanen kullandı ve atışı kaçırmadı 1-1. Juventus'ta ikinci penaltı için topu başına Gianluca Pessoto geçti. Biraz riskli bir vuruşla topu ağlara gönderdi ve durumu 2-1 yaptı. Ajax'ın üçüncü penaltısını kullanan isim Scholten oldu ve o da vuruşunu kaçırmayarak tekrar eşitliği sağladı 2-2. Juve'de üçüncü penaltıyı Padovano kullandı ve durum 3-2 oldu. Ajax'ın en kritik penaltısı olan dördüncü penaltıda topun başına Silooy geçti. Silooy'un vuruşunda kaleci Peruzzi bir kere daha harika uzandı ve şampiyonluğun kapısını Juve için sonuna kadar araladı. Dördüncü penaltı için beyaz noktaya gelen isim Jugovic oldu ve kullandığı penaltı sonrası Roma Olimpiyat Stadı'nı büyük bir sevince boğarak Juventus'un penaltıları 4-2 maçı ise 5-3 kazandığını ilan etti. Kendi ülkesinde bu sevinci yaşayan Juve maalesef o tarihten sonra üst üste 2 final daha oynamasına rağmen bir daha bu kupayı kazanamadı. O takım o yıl oldukça mükemmel bir form yakaladı ve ardından Süper Kupa'yı ve Kıtalararası Kupa'yı da kazanarak büyük sükse yaptı. Bu unutulmaz maçın videosunu paylaşmamak da olmazdı.
Buyrun efendim